AnasayfaHakkımızdaGüzel Yazılarİyi KitaplarBizim ArşivBağlantılarDost SitelerGörüşlerinizİletişim
 
Öğretmenlere Özel Yazılarımız Sizden Gelenler Tavsiyeler Sözler Hazinesi Forum
 
 




ALKOLİZM VE GENÇLİĞİMİZ
 

Attila ALPAY
Yeşilay Çorum Şube Başkan
ı


Ülkemizin   sessiz  sedasız tırmanan  ve gün geçtikçe  büyük bir felaket  halini alan   dertlerinden birisi de   alkolizmdir. Kırk yıl önce   kolalar ile başlayan yüksek kafeinli içecekler  bir kuşağın  alkolik olmasına ve  başlayanlarında  siroz  başta  olmak üzere hepatitler ve bilhassa  karaciğer kanserleri gibi çeşitli  ölümcül hastalıklara  yakalanmalarına  sebep  olmuştur.

İlimiz Çorum , Cumhuriyetin ilk yıllarında  şarap deneme  evleri açılan ve etrafı  bağlarla çevrili olduğu içinde  yüksek  miktarda  ve kaliteli  şarap üretmiş illerinden  birisidir. (Bununla  birlikte  şöhreti hala  maruf  kuru üzümden  boğma  rakı üreten köylerimiz bile olmuştur.) Sonra  Tekel  idaresi  işi ele alınca  bunların üretimi durmuş  hele bağlık alanlar da inşaat sahası  olunca bu iş te artık  sona  ermiştir.(İlimizin  ilk sanayii  kuruluşunun   bugünkü  Albayrak ilkokulunun karşısında bulunan  Bağlarbaşı  rakı  fabrikası olduğunu  hatırlayan da artık pek kalmamıştır.)

Tabii sona  eren  Çorum’daki  alkol üretimidir. Öte yandan  tekelin  yeni ve fenni  üretim tesisleri ve fabrikalarının da  açılması üzerine  tüketimde artmaya başlamıştır. Önceleri  üzüm bolluğundan  şarap  içen  ahalimiz  Cumhuriyetin ilk yıllarındaki  rakı modası ile  ağır alkollü  içkilere  yönelmiş ,daha sonra  özel sektöre  içki imal izni verilince  on yıllar boyunca  muhtelif  biraları  içmiş ve  şimdi de   tekelin  tümüyle satılması ile  artık ne yaptığı belli  olmaz bir  hale gelmiştir.

İki yıl önce  cumhuriyetle  yaşıt “tekelin  yani  eski adı ile  inhisarlar idaresinin”  yabancılara satılması ülkemizde  alkolizmin “tırmanma  tarihi”  olarak  belirlenebilir.

Çok  uluslu  yabancı  şirketler  tekeli  aldıklarının  ertesi günü bütün alkollü  içkileri  yüzde 60 oranında  ucuzlatmışlar ve büyük bir alkolizm  furyası başlatmışlardır. Dizilerde sigara  yasaklanmış olmasına   rağmen   Trt  dahil  yüz yetmiş  dizinin  hemen hepsinde  alkol su gibi  akmaktadır. Yüksek gelir  gurubuna mensup insanlarımız  sofralarında su yerine içki içmekte; reklamların  etkisinde  kalan gençlerimiz  bilhassa enerji  içeceklerinden başlayarak hafif  alkollü  içeceklere  yönelmekte; minik yavrularımız  ise kola bağımlısı  haline  gelmiş  veya getirilmiş bulunmaktadır. Sağlıksız  beslenmenin ,fast food cu ve Amerikanvari  hayat  tarzının , radyasyonun ,çevre  kirliliklerinin ve bütün tehdit edici  çevre  faktörlerinin  yanı sıra  sigaralar ve uyuşturularla  birlikte  alkol de artık milli  felaketimiz haline gelmiştir.

Karaciğer  kanserleri  , sirozlar, hepatitler, kalp ve damar hastalıkları ,cinayetler, trafik suçlarına  sebeb alkoldür.Ertesi gün ne yaptığını  hatırlamıyan ve düzenli alkol alan 22  milyon  insanımız vardır.Bunların  9 milyonu  Amatem denilen tıbbi  merkezlerine  kayıtlı  olarak  denetim ve tedavi  altındadır. Hafif  alkollü  ve yüksek kafeinli  içecekleri  içerek  hemen yakın bir gelecekte  alkolik  olacak  gençlerimizin  hesabını ise  kimse bilmemektedir. Mevcut ahlaki çöküntümüzle birlikte  uyuşturucular ve alkol  bilhassa gençlerimizi derinden etkilemekte   medya ve magazin dünyası ise bu sosyal felaketi  tetiklemekte ve  desteklemektedir.

Alkol  yüce  dinimizce zaten haramdır. Bununla  mücadele  etmesi gereken  iki büyük ve öncelikli kurum  sağlık kurumları ve İslami kuruluşlardır. Ama  yıllardır  alkolizme mücadele  diye ne bir proje geliştirilmiş, ne  bir belgesel  film yapılmış, ne de  bir çaba gösterilmiştir. Sağlıkçılar kuş gribi ve kene ile  uğraşır ve diyanet  işleri de komşu hakları ile  ilgili  Cuma hutbeleri  hazırlar , hac  ve ümre  organizasyonlarını tanzim ile  meşgul olurlarken;  haramlarla  mücadele  ve emri bil marufu  tebliğ görevini de  yılardır ihmal etmişlerdir. Zira bu Ülkede  alkolizm ,fuhuş, kumar,aids, frengi ve  belsoğukluğu salgınları,uyuşturular,cinayetler, trafik kazaları, bol alkollü sigaralar, kolalı ve kafeinli içecekler  gibi  zararlı  gayri milli ve gayrı  dini  alışkanlıklar hiç (!)yoktur. Ortalık güllük ve gülistanlıktır. Bunlarla  sadece Yeşilaycılar mücadele  etmelidirler .Birde polis suçluları  yakalamalıdır. Başkaca bir proje üretmeye  ve fikir  beyan etmeye de gerek yoktur.

Bundan da acısı  bütün bu yukarıda  saydığımız ve artık kaderimiz olan  milli felaketlerin;  hiçbir tarikatın, cemaatin, cemiyetin ,partinin,topluluğun ve sivil toplum  kuruluşunun umurunda olmamasıdır.Çevrelerindeki  topluluk,müridleri, bendeleri, dervişleri,mensupları zaten bunları  kullanmazlar. Öyle ise  ülkenin geri  kalan kısmı hiç önemli değildir.Tabii  bu topluluk  dört Irak , üç Afganistan , hatta 60 Çeçenistan  nüfusu  kadar olsa bile(!)…

Bir ülkenin  insanları  sigara ve alkol içerek, gençleri uyuşturucu kullanarak ne kadar mümin  olabilir? İslamiyet  kendi  kabuğuna çekilerek çevresindeki  felaketleri hatta yangınları  görmemek midir? “Emr’ i  Bil Maruf  Nehyi Anil  Münker” hem  ayettir, hem de hadistir . Ve burada kastedilen  yukarıda saydıklarımız değilse  o zaman nedir ?

Bütün  bunlar eğitim  sistemlerinin , müfredatların,Ders programlarının ve  kitaplarının , yaşama  biçimlerinin  ve  hayat disiplinlerinin  içine  yerleştirilmediği  takdirde  Türk İslam toplumunun yani milletimizin  geleceği  ve ahreti  de bir felaket  olacaktır. 

Bizim Yeşilay  olarak  dileğimiz  ülkemizde  alkolün de  kısıtlama ve  denetim  altına alınmasıdır.Tekeli  alan yabancılar para kazanacaklar diye bütün bir  nesli tehlikeye  atmak  vicdani ve ahlaki değildir. Yirmi iki  milyonluk  bir genç  kitlesini  ve sonrada bütün bir milleti  zehirleyenlerden  hesap  sormayanlar da böylece tarihi , dini ve milli büyük sorumluluk  ve   vebal  altına gireceklerini   asla unutmamalıdırlar.

Saygılarımızla….


 



www.tarihogretmeni.com