AnasayfaHakkımızdaGüzel Yazılarİyi KitaplarBizim ArşivBağlantılarDost SitelerGörüşlerinizİletişim
 
Öğretmenlere Özel Yazılarımız Sizden Gelenler Tavsiyeler Sözler Hazinesi Forum
 
 




EĞİTİM SANCIMIZ
 

Bugün okullar başladı.

Yeni eğitim ve öğretim sezonu ülkemiz için hayırlı olsun.

Tabi bu eğitim sürecinin içinde milyonlar var. Öğretmeninden, öğrencisine, velisine varıncaya kadar hepsi bu çarkın içinde.

Bugün biz, iğneyi de, çuvaldızı da elimize alıp, kendimize batıracağız.

Okulların açılmasına doğru, velilerde ciddî bir kaygı, bir endişe hâkim oluyor.

“Çocuğumu hangi okula yazdırayım?”

“Hangi öğretmen çocuğumun dersine girse daha iyi olur?”

Veliler bunun için bayağı bir mücadeleyi, hatta didişmeyi göze alabiliyorlar. Kayıtta sorun çıkmaması için adresler değiştiriliyor veya sahte beyanlarda bulunuluyor. Okula yapılan bağış miktarları dudak uçuklatıyor. Kimseyi suçladığımız yok. Bu neden yapılıyor? Ona bakmak lazım. Her zaman söylenir: “Bu ülkede herkes işini en güzel bir biçimde yapsa hiç sorun kalmaz.” Ama gelin görün ki, velilerimizin ve eğitimcilerimizin büyük çoğunluğu ne yazık ki görevlerini ve sorumluluklarını yeterince yerine getirmiyorlar.

Velilere bugün sözümüz yok.

Dedik ya, iğne de, çuvaldız da bugün bize batacak.

Bazı okullarımızda velilerimiz, okulla kendi aralarında duvarların olduğunu düşünüyor. Kayıtlar sırasında okul idaresini yeterince memnun edemeyenlerin öğretim yılı içerisinde büyük sıkıntılar yaşadığı söyleniyor.

“Zenginler Kulübü” gibi sınıflar oluşturuluyor. Eş, dost, ahbap sınıfları gözetiliyor. Hatta “Kapıcı Çocukları Sınıfı” bile açılabiliyor. Bu sonuncusunu duyduğumuz zaman şaşkına döndük. Görmesek biz de inanmazdık, buraya da yazmazdık!

Böyle olmamalı. Bunu yapan ve buna destek olan insanlar bunun vicdanî sıkıntısını çekmiyorlar mı acaba?

Seçilmiş sınıflarda, yine seçilmiş öğrencilerle elde edilen başarı gerçek başarı mıdır? Yapılan sınavlarda, düzenlenen sosyal faaliyetlerde ve spor karşılaşmalarında “özel öğrencilerin” elde ettiği başarılar okulun ve idarecilerin birer reklamından başka bir şey değildir. Bu yapılanın adı da eğitim falan değildir.

........

Öğretmenlik zor meslektir. Bunu mahrumiyet bölgelerinde, köylerde, Doğu’da gördük. O yerlerde görev yapan öğretmenlerimiz bu kutsal işin nasibinden daha çok pay alıyorlar.

Kurşun sesleri altında, yol geçmez dağ köylerinde, eşek sırtında görev yerlerine giden, köyünden aylarca çıkıp maaşını dahi çekemeyen nice öğretmenlerimiz var.

Kışın sınıfın sobasını yakan, okulun tıkanan lağımlarını açan, kömür çeken, aç kalan, açıkta kalan; ama hevesinden vazgeçmeyen aşkla, şevkle bulunduğu yörenin çocuklarına bir şeyler vermeye çalışan öğretmenlerimiz…

Bu saydıklarımızın hepsini biz yaşadık. Bizden önce de, bizden sonra da yaşayan binlerce öğretmen var. Bu zorluklara katlanan ve çalışan öğretmenlerimizin alnından öpmek gerek.

Tabi öğretmenlerimiz, yaşadığı toplumda ekonomik olarak var olma mücadelesi verirken zamanla ideallerini de kaybediyor. Memurlaşan bir öğretmenlik anlayışı, öğretmenin azim ve hırsını da elinden alıyor.

Eğitim sistemi üzerine yazılacak çok şey var.

Bunları, sırası geldiğinde söylemek için torbamızda bekletiyoruz.

 

 

 

Fazıl Mustafa TAŞÇI

www.tarihogretmeni.com

tarihogretmeni@msn.com


 



www.tarihogretmeni.com