AnasayfaHakkımızdaGüzel Yazılarİyi KitaplarBizim ArşivBağlantılarDost SitelerGörüşlerinizİletişim
 
Öğretmenlere Özel Yazılarımız Sizden Gelenler Tavsiyeler Sözler Hazinesi Forum
 
 




SOKAKLARIN DİLİ
 

O da ne öyle?

Kulaklarıma inanamıyorum.

Çorum’da, Ulumezar’ın kapısının önünde bastonlu ve sakallı bir ihtiyar, yanındaki adamla konuşuyor; akla gelmez, ağza alınmaz laflar ediyor, daha doğrusu küfürler ediyor.

Yaşlısın, bir ayağın çukurda. Mezarlık kapısının dibindesin. Öyle uhrevî bir kaygısı yok dedemizin. Ahlâkının ve utanma duygusunun olmadığı gibi!

Öğretmenliğimin ilk yıllarında da bir köyde görev yaparken denk gelmiştim. Vatandaş, 3-4 yaşlarındaki çocuğuna; “hadi amcana bir küfret de görsün” diyor. Çocukta okkalı bir küfür savuruyor. Herkes kahkahalar atıyor.

Yedisinden yetmişine insanımızın ağzındaki bu pislik neyin nesi?

Sözünün her yerinde, üstelik farkında bile olmadan onca küfür de ne demek oluyor? Aileler neden bu konuda üzerine düşeni yapmaz? Çocuk, sokaktan duyduğunun kötü olduğunu bilemeyebilir, belki evde de farkına varmadan ağzından kaçırabilir. Ama evde “anne ve baba” olduğunu iddia edenler neden yol yakınken ve çocuk bunu bir alışkanlık haline getirmeden engellemeye çalışmazlar?

Ah! Söyletmeyin insanı! Ne anneler, babalar biliriz ki, küfür konusunda oldukça uzmanlaşmışlardır. Ar damarları çatlamış, yüzleri kararmıştır.

Geçtiğimiz cuma günü, valilik binasının önünden saat kulesine kadar giderken “küfür sayımı” yaptım. Yol boyunca hem ilerledim, hem de insanların birbirleriyle konuşurken ettikleri küfürleri saydım. O kısa mesafede, tam yedi adet oldukça çaplı küfür tespit ettim.

İnsan, bu sözleri sarf ederken “yanımdan geçenler bunu işitir” diye düşünmez mi? Bir kadının, bir çocuğun duyabileceği onları hiç mi rahatsız etmez?

Etmez efendiler etmez! Yaptıkları onlar için o kadar sıradan, o kadar gündelik şeyler ki alışmışlar ve farkında değiller. Uyardığınız zaman refleks olarak inkâr ederler. Dedim ya, farkında değiller diye! Ama bir süre sonra da yapılan utanmazlığı savunmaya çalışırlar. Ama bu süre içinde hâlâ yüzleri kızarmaz.

Bu küfür meselesi, sokak ağzı, evlerde ve okullarda kanayan bir yaradır. Elbette kimi evlerde şiddetle müdahale edilir.

“Et kokarsa, tuzlarsın, peki ya tuz kokarsa!” Evde anne ve babanın ağzından çıkan kaba laflar, çirkin sözler, çocuk tarafından birebir kopyalanır ve kullanılır. Artık ne kadar uyarırsan uyar, her şey boşunadır.

Okullarımızda da öğretmenlerimiz bu konuda özenli olmak zorundadır. Hem kendisi bu yanlışlara düşmemeli, hem de gördüğü yanlışlara müdahale etmelidir. Tabi sorun büyük.

Sokak kültürü veya sokakların dili öyle kolay kolay düzeltilebilecek bir sorun değil.

Ama bir şeyler yapmalı, yapılmalı!

Meselâ; arkadaş grupları kararlar almalı;

“Bundan böyle küfür etmek yok!”

“Küfür edene şu kadar ceza!”

“Küfür edene boykot, onunla görüşmüyoruz”

İnanın birkaç kez uyarmak bile bir şeylerin değişmesine fırsat verebilir.

Yeter ki, edilen küfürleri, duymazlıktan gelerek veya tebessüm ederek legal hale getirmeyelim. Rahatsız olduğumuzu gösterelim, olur ya karşımızdaki belki anlar ve ağzından çıkanlara daha bir dikkat eder!

Sözümüzün başında Ulumezar’da karşılaştığım bir manzarayı anlatmıştım. Oraya Alaca ve Çorum İmam Hatip Liselerinde öğretmenlik yapmış olan aynı zamanda benim de hocam olan Osman ABUKAN’nın defni için gitmiştik.

Bu vesileyle kendisine Allah’tan rahmet, ailesine de başsağlığı diliyorum.

Fazıl Mustafa TAŞÇI

www.tarihogretmeni.com

tarihogretmeni@msn.com


 



www.tarihogretmeni.com