AnasayfaHakkımızdaGüzel Yazılarİyi KitaplarBizim ArşivBağlantılarDost SitelerGörüşlerinizİletişim
 
Öğretmenlere Özel Yazılarımız Sizden Gelenler Tavsiyeler Sözler Hazinesi Forum
 
 




TARİH ŞUURU
 

Bir insanı ayakta tutan hafızası, bir milleti ayakta tutan da tarihidir.

Tarih de bir milletin hafızası değil midir? O sebeple, geçmişi iyi okuyup, bugüne ışık tutmamız, geleceğe emin adımlarla ilerlememizi sağlar.

Hepimiz okul çağlarında bir şekilde Tarih eğitimi aldık. Sizlerin nasıl bir Tarih öğretmenine sahip olduğunuzu bilemiyorum, ama benim gerek lisede, gerekse üniversitede derslerine katıldığım pek çok Tarih öğretmeni beni gerçekten sıkmıştı. Masasına kurulup açtıkları bir kitap ya da ders notundan saatlerce masal okumuş ve not tutturmuş olan bu öğretmenlerimin bana Tarihi sevdiremediklerini açıkça söyleyebilirim. Hatta hiç unutmam üniversitede not almayıp da önümde karalamalar yaptığım deftere, Necip Fazıl’ın şu satırlarını yazıverdiğimi hatırlıyorum:

“Bülbüllere emir var, lisan öğren vakvaktan,

Bahset tarih, balığın tırmandığı kavaktan!”

Tarih elbette belirli ilke, yöntem ve araştırmalara dayalı bir bilim dalıdır. Ama Tarih dersleri, bazen gerçekten “balığın tırmandığı kavakla uğraşmaya çalışmak” gibi gereksiz bilgiler yığınıyla liseli gençleri rahatsız edebiliyor. Tarih, öğrenciye ışık tutan bir rehber olacakken, onun uykusunu getiren, sıkıcı, usandırıcı bir ders durumuna gelebiliyor.

Geçen hafta, geçmiş yıllarda dersine girdiğim bir öğrencim Kuşadası’ndan bizleri ve arkadaşlarını ziyarete gelmişti. Tarih dersiyle aran nasıl dediğimde, bir tarih hocamız var, “sizi soru manyağı yapacağım, üniversiteye hazırlayacağım” diye devamlı test çözdürüyor bize, dedi. İşte bir yanılgı da burada. Elbette okullarımızda Tarih derslerimizde, üniversiteye yönelik çalışmalar yapılacaktır. Ama “yemeği tost, eğitimi test” olarak algılamak ve uygulamak, bu gençlere bir fayda getirmeyecektir.

Tarihi, gençliğe bir şuur, bir bilinç, bir ruh olarak vermemiz gerek. Bu şuur, bir kimlik duygusudur, yaşadığı toprağa bağlılık hissidir. Bu topraklarda yaşan bir gencin, mensup olduğu milletin geçmişini, değerlerini, dinini, dilini, kültürünü tanıması, öğrenmesi, benimsemesi ve yaşatması, sadece kendisini mutlu etmeyecek, ülkenin milli birlik ve beraberliğe de katkı sağlayacaktır. Kâzım Karabekir Paşa’nın dediği gibi:

“Bir çınar için toprak altındaki kökleri ne ise -ve bu kökler kurudukça çınar nasıl kurumaya başlarsa- bir millet için de tarih odur. Tarihini bilen millet, kökü sağlam çınar gibidir. Zamanla eski âdet ve anânesini, yaşayış tarzını unutan, tarihini bilmeyen, ecdâdının neler yapmış olduğundan haberi olmayan bir millet, kendini ayakta tutan köklerinden birkaçını kurutmuş demektir. Tarih okuyarak onu sulamak lâzımdır.”

Bugün dünya üzerinde öyle devletler var ki; kendi milletini bir arada tutabilmek için efsanelerden, yalanlardan ibaret uydurma bir tarih hazırlayıp onu muhteşem bir senaryo ile de film haline getirebilmektedir. Aslında var olmayan bu hayâlî kahramanlar ve uydurma savaşlar, o toplum arasında bir bağlılık ve dayanışma unsuru haline gelebilmektedir. Oysa biz, nice medeniyetler kurmuş, Avrupa’nın aydınlanmasına ve Ortaçağ karanlığından kurtulmasına aracılık yapmış, insanlığın ortak mirasına binbir katkıda bulunmuş, zengin ve gerçek bir tarihe sahip olduğumuz halde, ne acıdır ki, tarihimizi bilmiyor, onu anlayamıyor ve ona sahip çıkmıyoruz.

Tarih okumanın ve öğretmenin insanlara ve insanlığa bir faydası yoksa, neden toplumun kafasını geçmişte yaşanmış hikâyelerle şişirelim ki? Ben zaman zaman okulda Matematikçi arkadaşlara takılırım: “Bu okulda en fazla problem çıkaran öğretmenler matematikçilerdir!” Bir an şaşkınlık yaşanır, ama ne demek istediğim az sonra anlaşılır. Hiç üstüme alınmadan da son darbeyi indiririm: “Bu okulda en fazla gıybet ve dedikodu yapanlar da tarihçilerdir!” Öyle ya işimiz gücümüz, gün boyu birilerinin, hem de ölmüş birilerinin yaptıklarını, ettiklerini anlatmak değil mi?

Şaka bir yana, tarihi okumak, hem de doğru okumak bize ve ülkemize yön verecek yegâne vasıtadır. Geçmişte yapılanları anlatıp onu bir övünme aracı olarak kullanmak yerine, ondan dersler çıkarmalı, örnekler kopya etmeliyiz. Bu, Tarih bilincinin doğru verilmesi adına çok önemli bir konudur. Sağlıklı gelişmeyen bir Tarih şuuru, Hitler, Mussolini, Stalin gibi katiller ortaya çıkarır.

Fazıl Mustafa TAŞÇI

www.tarihogretmeni.com

tarihogretmeni@msn.com


 



www.tarihogretmeni.com